Blog Detay

blog15

Neden İngilizce ?

NEDEN İNGİLİZCE?

Bugün, neredeyse dünyanın her yerinde, bilinmesi en yararlı dil İngilizce'dir. Dünyada en çok kullanılan uluslararası dildir. Öğrencisinden işadamına, gencinden yaşlısına somut bir gereklilik olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Dünya nüfusunun beşte biri İngilizce'de yeterli düzeydedir. Bu dili bu kadar önemli kılan özellik, diğer dillerin aksine sadece bir coğrafi bölgeyle sınırlı kalmamasıdır. İngilizce, dünyanın her köşesine yayılmış bir dildir. Bu lisan anadil olarak yalnızca Amerika, İngiltere, İrlanda, Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda ve İskoçya’da konuşulmasına rağmen 53’ü İngiliz milletler topluluğuna üye, toplam 73 ülkede ortak veya resmi dil olarak kullanılmaktadır.

 

73 ülkede İngilizce’yi konuşan insan sayısı 1 milyar civarındadır. Bu rakama ilaveten bu dilin şu anda 1 milyar kadar insan tarafından da ya öğrenildiğini ya da ikinci yabancı dil olarak kullanıldığını belirtmek gerekir. Buradan da dünyanın hangi bölgesine gidilirse gidilsin mutlaka bu dili konuşan birisiyle karşılaşacağımızı çıkarabiliriz. İşte İngilizce’yi bu kadar önemli yapan sebeplerden birisi budur. Fakat bu dilin önemi yalnızca bununla da sınırlı değildir.

 

- Bu dil aynı zamanda ticaretin, bilimin, havacılığın, denizciliğin, diplomasinin, uluslararası iletişimin, sinema sektörünün ve internetin dilidir. Bu alanların herhangi birinde İngilizce ya kullanılan tek dildir (havacılık ve denizcilik) ya da yüzde 90 oranında hâkim dildir. Bilinen insanlık tarihinde ilk defa bir dil kendisine bu kadar çok kullanıcı ve yaygın bir kullanım alanı bulabilmiştir:

-  Dünya üzerindeki kariyer yapanların üçte ikisi İngilizce okur-konuşur-yazar. Bir bilim adamı başka bir ülkeye bilimsel bir faaliyet için gittiğinde orada İngilizce konuşur. Yazılarını tüm dünyanın kabul etmesi ve alanlarındaki gelişmeleri takip edebilmesi için İngilizce yazar. Çünkü nereye gidersek gidelim uluslararası anlamda herkesin konuştuğu ortak dil İngilizcedir. Bugün sadece İngilizce bilen işadamları yurtdışına ihracat yapabilmektedir. Yalnızca İngilizce bilen mühendisler yeni teknolojik gelişmelerden yararlanabilmektedir. Yüksek lisans veya doktorasını yapan bir akademisyen internet ortamındaki kaynaklardan İngilizce sayesinde faydalanabilmektedir. Doktor, hâkim ve savcı gibi meslek dallarını icra eden insanlar mesleklerinde daha ileriye gidebilmek için İngilizce’den istifade etmektedir.

 

- Dünyadaki mektupların % 75'i İngilizce yazılır

- Elektronik olarak depolanan bilginin % 80'i İngilizce'dir.

- 40 milyon internet kullanıcısının çoğu İngilizce'ye ihtiyaç duyar. 

 

İnternet’i bizim için önemli kılan şey, bilgiye kolay ulaşma olanağıdır. Bugün dünyada her yıl üst üste konulduğunda 6000 km yüksekliğe erişecek sayıda CD’yi dolduracak miktarda ve aklımıza gelen ve gelmeyen her alanda bilgi üretilmektedir. Bu bilginin yüzde 80’i İngilizce’dir. Bu bilgiye ulaşmak için İnternetin anahtar dili de İngilizce’dir. Dolayısıyla dünyada bu lisana vakıf olmayan herhangi bir insan en başta bilgiden mahrum kalacaktır. Mahrum kalmasa bile birisinin lütfedip bilgiyi o kişinin anadiline çevirmesine muhtaçtır.

 

- Dünyada kabul gören bütün sanatsal yada kültürel çalışmalar İngilizce yapılır.

 

Bunun sebebi bu çalışmaların çoğunun İngilizcenin anadil olduğu süper güç ülkelerinde yapılıyor olmasıdır. Örnegin; dünyada popüler olmuş şarkıların hemen hemen tümü İngilizcedir. Sinema filmleri İngilizcedir. Modern pop kültürün çoğu, müzikte yada sinemada iletişim aracı olarak İngilizce'yi kullanır.

                                                                                                                        

Günlük yaşantımıza bile girmiştir İngilizce. Hamburger, jean, gala gibi kelimeler dilimize İngilizceden geçmiştir. Bu gerçekler uluslararası boyuttadır. Ülkemizde ve diğer ülkelerde de, İngilizcesi olan her yetişkin, bu dili bilmeyene oranla daha rahat iş bulur ( yapacağı iş ne olursa olsun -bilgisayar kullanacaksa bunu İngilizce bilmeden yapamaz, çünkü bilgisayar dili İngilizcedir.)

 

- İngilizce sadece modern iş dünyasının ortak dili olduğu için değil, aynı zamanda zenginliği ver esnekliği dolayısıyla da eşsiz bir dil olmuştur.

 

Anlamını kaybetmeden yeni yabancı kelimelere dönüşebilen birkaç dilden biridir. Kültür, ticaret ve iletişim İngilizce' yi çok önemli hale getirmiştir.

- Yabancı dil bilmek vizyon getirir, profili güçlendirir, uluslar arası platformlarda daha etkin çalışmalara olanak sağlar, dünyaya açılmak, AB sürecinde hızla ilerlerken özellikle İngilizcenin önemini vurgulamak gerekir. Dünyadaki okullarda yada kendi kendine ikinci dili öğrenen insanların çoğu, İngilizce'yi tercih eder. İngilizce, Fransızca ile birlikte, Avrupa Birliği'nin resmi dilidir. Mesleği ne olursa olsun İngilizce bilen bir birey dünyadaki tüm gelişmeleri bilmeyene göre daha yakından takip edebilir. 

 

TÜRK ÖĞRENCİLER İÇİN İNGİLİZCE ÖĞRENME

 

Yüksek öğrenimde bir okulu başarılı bir şekilde tamamlayabilir, hatta eğitim aldığınız alanında çok iyi bir bilgi birikimine sahip olabilirsiniz. Ancak eğer yabancı diliniz küçük yaşlarda yeterince iyi verilmemiş ise ileriki yıllarda bu dilin yeterince gelişmesi çok uzun bir zaman alabilmektedir.

 

Dünyanın en iyi dil okuluna da gitseniz, özel öğretmenlerden ders dahi alsanız, eğer sabırlı ve kararlı değilseniz, yabancı dil öğrenemezsiniz.

 

Dil öğreniminde, mutlak başarı için günü gününe sistemli çalışmak ve Türkçe'den uzak kalmak gerektiğini unutmayın.

 

Yabancı bir dilin en kolay öğrenilebileceği yer, hiç kuşkusuz o dilin konuşulduğu ülkedir. Türkiye de alacağınız dil eğitimi sırasında sürekli çevreniz ile Türkçe iletime gireceğiniz için bu süreç çok daha fazla uzun olabilmekte ve kişilerde manevi olumsuzluklarda gösterebilir.

 

Elbette ki, Türkiye'de alacağınız dil eğitimi ile de dilinizi geliştirebilirsiniz ancak bunun süresi doğal olarak daha uzun olacaktır. Ayrıca farklı gramer yapılarından dolayı dili öğrenmek en büyük problemlerden biri olmaktadır. Örneğin; İtalyanca ve İspanyolca da yazıldığı gibi okunur fakat İngilizce ya da Almanca yazılışından farklı telaffuz edildiği için daha zor öğrenilmektedir. Yurtdışında dil eğitiminin maddi külfeti Yurtdışında dil eğitimi almaya karar vermek, bunu gerçekleştirmek için tek başına yeterli değildir.

 

Yurtdışı eğitime karar veriyorsanız, her şeyden önce yeterli bütçenizin olduğuna emin olmalı, yurtdışında yaşamanın pahalı ve masraflı olduğunun düşünerek, yurtdışı eğitimi için gerçekçi bütçe ayırmalısınız. Ortalama bir dil eğitimi için ayda en az 1000-1500 dolar arası bir harcamanın gerekebileceğini önceden iyice düşünmelisiniz. Yurtdışı hayallerinizde her zaman gerçekçi olun, maddi olanağınız yeterli değilse zamanınızı yurtdışı hayali kurarak boşuna harcamayın, uyanık olun ve her türlü fırsatı değerlendirin. Herkesin yaptığından farklı davranın.

Kitaplardan öğrenmeye veya seçilmiş özel dershanelerdeki dil kurslarına katılmaya çalışın.

 

Dil öğrenmede gerçekçi olun Yurtdışında daha önce dil eğitimi almış olanlar çok iyi bilirler.

Türkiye'de hemen her öğrencinin, yurtdışında dil öğrenmenin çok kolay ve kısa sürede gerçekleştiği konusunda yaygın ama yanlış düşüncesi vardır. Gerçekler ne kadar yalın şekilde anlatılırsa anlatılsın, öğrencilerin bu düşüncesini değiştirmek mümkün olmamaktadır, ta ki kendileri yurtdışında aynı deneyimi yaşayıp gerçeklerle yüzleşene kadar. Dil öğrenmenin uzun, yorucu, sıkıcı ve zor bir uğraş olduğu, bir kaç ayda bunu gerçekleştirmenin mümkün olmadığı söylendiğinde, öğrencilerin verdikleri cevap her zaman aynı olmaktadır: Benim gramerim ve temelim çok iyi, bir kaç ay bana yeterli olacaktır. Burada, seviyenizin ne olduğunun önemli olmadığını hatırlatmakta yarar görüyoruz. Dil eğitiminde dilin başlangıç kısmını öğrenmek çok kolaydır, seviye ilerledikçe öğrenme süresi buna paralel olarak uzamaktadır. İngilizceyi hiç bilmeyen bir kişi, seviyesini orta düzeye getirmek için ortalama 6 aya ihtiyaç duyar ancak İngilizceyi orta düzeyde bilen birinin seviyesini iyi düzeye getirmesi 8-9 ay gibi bir zaman alır.

 

Her ne kadar inanması zor da olsa kendinizi bu gerçeğe hazırlamalısınız. Dil Öğrenmenin İpuçları Altın kural: Türkçe' den uzak durun. Sanıldığının aksine dil öğrenmenin en iyi yolu o dilin konuşulduğu ülkede yaşamak değildir. Dil öğrenmenin en iyi yolu, bol miktarda pratik yapmaktan geçer. Ayrıca Türkiye’de pratik yapma olanağının az olması dili kullanmanızı güçleştirdiği için dilin gelişim sürecini de azaltmaktadır.

 

Algılama Dil eğitiminde en önemli kural, öğrenmeye çalıştığınız dili o dilde düşünerek anlamanızdır. Bize yabancı dilde söylenen bir kelimeyi, aklınızdan önce Türkçe'ye çevirip, cevabını Türkçe olarak kurup sonra bunu yabancı dile çevirmek bizlerin öğrenmede zaman kaybettirir. Her öğrendiğiniz kelimeyi Türkçe' ye çevirmek yerine, zihninizde onu anlamını taşıyan bir olay veya nesne ile özdeşleştirmek daha yararlıdır.

 
 

İNGİLİZCE TÜRKÇE DİLLERİ KARŞILAŞTIRMASI

 

  • İngilizce’de özne kullanımı her cümlede gerekli iken Türkçe’de sadece fiil kullanmak yeterlidir.
  • İngilizce mantığına göre zaman gider, Türkçe mantığına göre insan gider.
  • Türkçe’de 5 ana zaman fiili varken İngilizce’de 12 zaman fiili vardır.
  • Türkçe’de cümleler özne-nesne-yüklem şeklinde sıralanırken, İngilizce’de özne-yüklem-nesne şeklinde sıralanır.
  • İngilizce’de “prepositions” kelimelerden ayrı yazılırken, Türkçe’de yaklaşık karşılığı olan hal ekleri eklendikleri kelimelerle birleşik yazılır.
  • Türkçe, yazıldığı gibi okunan bir dildir (her ne kadar inceltme işaretinin kaldırılması, sözcüklerin zamanla söyleyişte uğradıkları değişikliklerden doğan birtakım farklılıklar dahil); İngilizce ise yazıldığından farklı okunan bir fonetik yapıya sahiptir.
  • TÜRK Dil kurumunun halk ağzında yaşayan sözcüklerin yöre insanından derlenmesiyle oluşan tarama sözlüğü'nde beş yüz bine yakın sözcük vardır. İngilizcenin söz varlığının %50'si Latin, %15'i Antik Yunanca, %10'u diğer, ancak %25’i Anglosakson kökenlidir. Bu yüzden İngilizcedeki kelimelerin %75'i yabancı dillerden alınmıştır. İngilizce'de ise şuan yaklaşık olarak bir milyon sözcük vardır.

 

 

VE BİRAZ DA GEYİK :)

 

İngilizce'de "aşk" kelimesi var mıdır arkadaş? sevgi ile aşk arasındaki farkı ayırt edememiş ulusun dilinden hayır gelmez.  Yürek, sevda, dert, keder, gam, yar, canan, can, vicdan, vefa ve daha nice sözcüğü biz kullanabilirken, İngilizlerin kullanamaması çok üzücü... birisi çıkar " bu sözcükler öz Türkçe değil" diyebilir. Ancak Türkçemiz onları kabul etmiştir.  İngilizcede böyle sözcükler yok, dolayısıyla bu onların duygularına yansıyor, duygusuz insanlar topluluğu oluveriyorlar.

Adamların 7 yaşında olan çocuğu, 35 yaşına gelmiş adama ismiyle hitap ediyor, mecburlar çünkü adamların abi, abla gibi kavramları yok. 7 yaşındaki çocuk 35'lik adama ''hey Michael'' diye hitap ediyor, zaten bir uncle var, o da amca mı dayı mı belli değil…..

 

 

Yazının tüm hakları kursagit.com’a aittir,izinsiz kullanılamaz ve paylaşılamaz.

kursagit-reklam.jpg